Menu
Abone Ol

Dergimize abone olmak için

Necip Fazıl’ın Kaleminden Dua

“Dua, dua, eller karıncalanmış; Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış... Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; İplik ki, incecik, örer boşluğu.”  (Çile, Necip Fazıl, “Zindandan Mehmed’e Mektup” şiirinden) Sözü ve fikri onun kadar düzgün, muradı tam verici, ahenkli, akıcı, tesirli, güzel ve tatlı söyleyen yoksa, onun kadar iç âlem meraklısı ve kâşifi yoksa ve dahi bütün kalabalıklar …

“Dua, dua, eller karıncalanmış; 

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. 

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış… 

Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 

İplik ki, incecik, örer boşluğu.” 

 

(Çile, Necip Fazıl, “Zindandan Mehmed’e Mektup” şiirinden)

 

Sözü ve fikri onun kadar düzgün, muradı tam verici, ahenkli, akıcı, tesirli, güzel ve tatlı söyleyen yoksa, onun kadar iç âlem meraklısı ve kâşifi yoksa ve dahi bütün kalabalıklar duymadığı dertlerle onda ise, anlamalı ki Necip Fazıl’ın duaları ne kadar mânâ yüklüdür diye düşünür durur, bu duaları derlemek ve bağrı yanıp elleri karıncalananlara da duyurmak isterdik.  Uzun zamandır istediğimiz Necip Fazıl’ın dua metinlerini derlemeye Ark’ı vesile kılıyoruz. Allah’ın izniyle her sayıda, gerek düzyazı, gerek şiir olarak bir veciz dua metnine yer vermeyi ümid ediyoruz. Amin diyelim, bu vesile ile başta Necip Fazıl olmak üzere büyüklerimizin ruhlarına hediyeler gönderelim.

 

“KABUL EYLE ALLAHIM!..   

Kader derecesinde ince bir mimarî hayal edilebilir mi? Bakın: Şuursuz bir karınca, ağzının kıskacında, mercimek boylu küçük bir taş taşır, yorulur ve bırakır. Bıraktığı yer, bir su yalağının kenarıdır. Yalağın kenarında otlayan öküzü bir sinek sokar. Öküz bir tekmede yalağı devirir. Yayılan sular… Sulardan bir kol, karıncanın bıraktığı mercimek boylu taşa rastlar, hafif bir dirsek çizer, bu yüzden oracıkta bir keçi ayağının açtığı minicik çukuru doldurur, çukurda, susuz ve havasız, gizli bir tohum vardır. Tohum, gıdasını alır. Kısa bir zaman sonra filiz… Derken ağaç… Bir gün bu ağacın gölgesi altında bir kahraman, hayalindeki cemiyetin inşa mimarîsini düşünür. Gün gelir; ya kendisini bu ağaca asarlar, yahut o, düşmanlarını, aynı ağacın dallarında sallandırır. 

Kader, hiçbiri ötekine yol vermeyen ve bağlı görünmeyen daha nice mahrem münasebetlerin ifade plânı!.. Fakat biz, kaderimizin, her birini ötekine yol veren ve bağlı duran teşebbüsler halinde bir zincir takip etmesini dua ediyoruz. Deminki misalin aksine, şuurlu karıncalar gibi, ağzımın lisan kıskaçlarında koskoca taşlar taşımak ve onları su yalaklarını ve tohum çukurlarının önünde bırakmak… Öküzlere sinekleri musallat edip yalakları devirmek… Bütün yurdu lepiska saçlı ormanlar haline getirici dâvâ ağaçlarının ürediğini görmek… Ve bu ağaçların dallarında, ya kendimizin, ya ‘aks-i dâvâ’mızın ipe çekilmesini sağlamak. 

Duamız budur; kabul eyle Allah’ım!

(22 Eylül 1950)”1

admin

admin