Taksim Camii Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen 15. Dergi Günleri’nde Necip Fazıl Araştırmaları Merkezi (NEFAM) de kamuya açık ilk faaliyetleri ile yer aldı. “Büyük Doğu Dergisi’nde Mimarlık vePlastik Sanatlar”NEFAM’ın ilk etkinliği Cumartesi günü Ömer Faruk Akman tarafından düzenlendi. “Büyük Doğu Dergisi’nde Mimarlık ve Plastik Sanatlar” başlığıyla sunulan etkinlikte, bugüne kadar temas edilmeyen dergi konuları ile birlikte …
Taksim Camii Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen 15. Dergi Günleri’nde Necip Fazıl Araştırmaları Merkezi (NEFAM) de kamuya açık ilk faaliyetleri ile yer aldı.
“Büyük Doğu Dergisi’nde Mimarlık ve
Plastik Sanatlar”
NEFAM’ın ilk etkinliği Cumartesi günü Ömer Faruk Akman tarafından düzenlendi. “Büyük Doğu Dergisi’nde Mimarlık ve Plastik Sanatlar” başlığıyla sunulan etkinlikte, bugüne kadar temas edilmeyen dergi konuları ile birlikte Necip Fazıl Kısakürek’in ortaya koyduğu ideolocyanın mimarlık ve plastik sanatlara dair bölümleri ele alındı.
Akman, üç önemli başlığın bugüne kadar yeterince dikkate alınmadığını vurgulayarak bu konuların detaylarını görsel verilerle destekleyerek sundu. İlk olarak mimarlık ve sanat sahasında “şahsiyet” konusunu ele aldı. Şahsiyet meselesinin tarihi ve öneminin, Büyük Doğu Dergisi’nin mimarlık ve sanat yayınlarında çok sık dile getirildiğini ifade etti. Necip Fazıl’ın “müzmin şahsiyetsizlik ve asliyetsizlik hastalığı” olarak ifade ettiği durumu, mimarlık ve sanat bağlamında dergi kapakları ve içeriğinden örneklerle anlattı.
Osmanlı’da barok ve rokoko üsluplarında üretilen mimari ve sanat eserlerinin, Necip Fazıl tarafından “piç/soysuz” olarak ifade edilmesinin, Türkiye’deki akademik çevrelerde yanlış ve yersiz tepkiler aldığını belirtti. Akman, bu konuda yapmış olduğu araştırmalarda Fransa’dan ithal edilen bu üslupların aslında orada da “bastard/soysuz” olarak ifade edildiğini, Batılı mimarlık ve sanat tarihçilerinin eserlerinden getirdiği örneklerle açıkladı.
Son olarak Büyük Doğu Dergisi’nde, İslâm’a muhatap anlayış çerçevesinde resme bakışın nasıl olması gerektiğinin çok sayıda açıklama ve örneğinin verildiğini ifade eden Akman, Büyük Doğu’da kendisine çok sık yer verilen Picasso’nun düşünceleri ve eserlerine dair Necip Fazıl’ın yorumlarının dikkat çekici olduğunu dile getirdi.
Bunlarla birlikte Büyük Doğu’larda şehircilik, imar faciaları, kültürel miras, seramik, çini, hat ve daha birçok konulara yer verildiğini ifade eden Akman, NEFAM çatısında bu çalışmaların da tek tek ele alınacağını bildirdi.
NEFAM’ın ikinci ve üçüncü etkinliği Pazar ve Pazartesi günlerinde Abdurrahman Hacımelek tarafından düzenlendi.
“Son Devir İslâm Alimlerinin
Büyük Doğu Dergisi’ne Destekleri”
İlk etkinlik “Son Devir İslâm Alimlerinin Büyük Doğu Dergisi’ne Destekleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Hacımelek, tespit edebildiği 35 İslâm aliminin Büyük Doğu’ya ilmî ve fikrî destekler başta olmak üzere ne tür desteklerde bulunduğunu dile getirdi. Bahriye Mektebi (Denizcilik Okulu)’nda derslerine girdiği Diyanet İşleri Başkanları’ndan Ahmed Hamdi Akseki’nin Necip Fazıl’a yazdığı mektuplarda “Vur, daha sert vur!” diyerek rejime yönelik mücadelesini desteklediğini anlattı. Şeyhü’l-İslâm Mustafa Sabri Efendi, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi, Alasonyalı Cemal Öğüt, Seyyid Ahmed Mekki Üçışık, Hasan Basri Çantay, İsmail Çetin Efendi, Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi gibi İslâm âlimlerinin desteklerine kısaca değinildi.
Hacımelek, sunumunu yaptığı çalışmanın 2025 Mayıs’ında “Alimler, Veliler ve Necip Fazıl” başlığı ile kitaplaştırılacağını, bu eserde 85 din büyüğünün Necip Fazıl ile ilişkilerinin anlatılacağını bildirdi.
“Düşünce ve Aksiyon Tarihimizde
Bir Mihenk: Büyük Doğu Dergisi”
“Düşünce ve Aksiyon Tarihimizde Bir Mihenk: Büyük Doğu Dergisi” başlıklı sunum, Abdurrahman Hacımelek tarafından gerçekleştirilen bir diğer NEFAM etkinliği oldu. Büyük Doğu’yu diğerlerinden ayırıcı “senfonik” muhtevasından ve mutfağından bahsedildi. Sıratımüstakim, Sebilürreşad, Diriliş ve Hilal gibi dergilerin İslâm’ı ele alış şekli ile Büyük Doğu’nun farkı, bizzat bu dergilerin sahipleri olan Eşref Edip Fergan ve Sezai Karakoç gibi yazarların ifadeleri ile anlatıldı. Büyük Doğu’nun diğerlerinin aksine, Necip Fazıl’ın ifadesiyle “hakikatten şeriate değil, şeriatten hakikate giden yolcusu seyrek cadde üzerinde olduğu” ifâde edildi. Bu özelliği ile bir mihenk taşı teşkil ettiği ve bunun son devir İslâm alim ve velileri tarafından da dile getirildiği anlatıldı.
Hacımelek, Büyük Doğu’nun bu vasfını, “remz şahsiyet” tezi ve “Büyük Doğu muhakeme usulü” ile ancak Salih Mirzabeyoğlu’nun keşfettiğini ve bu düşünce ve aksiyon yürüyüşünü sürdürdüğünü belirtti.






